e OTO

Volkswagen E-up! ve E-Golf...

 

13 Eylül 2013

Daha önce Frankfurt'ta Golf'ün en güçlü versiyonu R'ı tanıtacağını açıklayan Volkswagen sadece performans üzerine yoğunlaşmıyor.

 

Alman üretici Up! ve Golf'ün elektrik motorlu modellerini de organizasyona getirdi.

 

Haberin devamı...

e-up!'ın kaputunun altında 82 beygir güç, 210 Nm tork üretebilen bir motora görev veren Volkswagen aracın menzilini 160 km olarak açıkladı. 0'dan 100 km/s sürate 12.4 saniyede ulaşabilen otomobilin maksimum sürati 130 km/s'te sınırlandırılmış.

 

e-Golf'ün elektrik motoru 115 beygir güç, 270 Nm tork üretebiliyor. Maksimum sürati e-up! gibi 130 km/s'te sınırlandırılan otomobil 0'dan 100 km/s sürate 10.4 saniyede ulaşabiliyor.

 

Araçlarda kullanılan piller sırasıyla 18.7 ve 23.2 kWh kapasiteli. Bu enerji depoları çabuk şarj istasyonlarında %80 doluluğa ulaşabilmek için 30 dakikaya ihtiyaç duymakta.

 

azalt...

Toyota Sai 2014...

 

05 Eylül 2013

Toyota’nın Japonya pazarına özel hibrit sedan modeli Sai makyajlandı. Teknik anlamda bir yeniliğe sahip olmayan aracın görünümü çok daha agresif hale gelmiş.

 

Farklı bir ön panjur, LED farlar ve sportif görünümlü tamponlarla çok daha dinamik bir duruş sunan otomobilde yenilenmiş stoplar, jantlar ve farklı gövde renkleri de seçilebiliyor.

 

Haberin devamı...

Iç mekanında da farklılıklar bulunan aracın yatık tasarlanmış orta konsolu yenilenirken bu bölümün tepesinde yer alan havalandırma ızgaraları yatay konumlandırılmış.

 

Kaputu altında değişiklik olmayan Sai’de kullanılan 2.4 litre hacimli benzinli motor, elektrik motoruyla birlikte 190 beygir karma güç üretebiliyor. Aracın ortalama yakıt tüketim değeriyse 4.4 litre/100 km.

 

azalt...

Kaslı gövde, keskin duyular: E Coupe...

 

29 Haziran 2013

E Coupe artık kır saçlıların gezinti otomobili olmak da, yanlış isme sahip bir C Serisi olmak da istemiyor. Bu nedenle Mercedes, 2 kapılı otomobilini spor salonuna gönderdi ve şaşırtıcı sonuçlara imza attı.

 

X yerine U harfini kullanmak gariptir. Ancak C için E kullanılabilir.

 

Haberin devamı...

En azından Mercedes’in yaptığı kadar şık bir şekilde yapılıyorsa. Stuttgartlı coupenin elit E harfini kullanmasına rağmen teknolojik olarak (öncüsü CLK’daki gibi) daha küçük ve uygun fiyatlı bir model olan C Serisi’nin platformunu kullanması, bugüne kadar kimseyi rahatsız etmemişti. Mercedes’i ise memnun ediyordu: Neticede daha ucuz teknolojileri daha pahalıya satarak iyi bir kar elde ediyordu.

 

Bundan böyle iki otomobil arasındaki akrabalık ilişkisi daha da az fark edilecek. Gerçekten de yeni E Coupe’de C serisi ile arasındaki akrabalığa, neredeyse sadece iç genişlik ve dingil mesafesi ölçüleri işaret ediyor. Bunun dışında Mercedes, tüm benzerlikleri ortadan kaldırmış ve coupenin gerçek bir E Serisi gibi görünmesini sağlamış. Bu etki; Mercedes’in E Serisi’nin binek versiyonlarında kullandığı aydınlatma grubunu hatırlatan dizayn ile başlıyor. Motor seçenekleri de E Serisi’ndeki gibi 2.0 lt 184 HP’lik benzinli motordan başlıyor ve bir V8 ile bitiyor. İleri teknoloji ürünü güvenlik donanımlarının listesi de E Serisi’ndeki kadar zengin.

 

Gerçek E Serisi’nde kullanılan havalı süspansiyon da E Coupe ve kumaş tavanlı coupe kardeşinin opsiyon listesinde. Bu donanım, E Coupe’yi sadece görsel olarak değil, performans olarak da daha sportif hale getirme amacına kesinlikle çok uygun. Çünkü E Coupe artık saçları kırlaşmış bir müşteri kitlesinin konforlu gezinti otomobili olmakla kalmak değil, başarılı bir dinamizm uzmanı olmak da istiyor. Aslına bakılırsa bunu başardığını söyleyebiliriz. Dinamikleştirme çalışmaları çerçevesinde E Coupe’nin 7 ileri oranlı otomatik şanzımanı da geliştirilmiş:

 

Artık vitesleri daha hızlı değiştiriyor ve kalkışlarda etkileyici bir serilik sağlıyor. E Coupe’nin diğer özellikleri de gayet etkileyici, özellikle de çift turbolu yeni 6 silindirli motora (E 400, 3.0 lt, 333 HP) sahipse. Motorun 480 Nm’lik yüksek torku, günlük kullanımda en çok tercih edilen 1400-4000 d/d aralığında kullanıma hazır tutuluyor. Bu sayede V6 motor, 1800 kg’lık otomobili en küçük bir zorlanma bile hissettirmeden hareket ettiriyor.

 

Devir sayısını yükseltenler ise fırtınayı andıran bir etkiyle karşılaşıyor, ancak bu sırada çıkan sesler pek de etkileyici olmuyor. E 500’ün V8’i ise daha etkileyici seslerle çalışıyor. E 400’ün performansını görünce insan, V8’in daha da güçlü ve daha da performanslı olabileceğine pek inanmak istemiyor.

 

Süspansiyon ve direksiyon sistemi de bu dinamik motorlarla çok uyumlu ayarlara sahip. Yeni elektromekanik direkt direksiyon ile E 400, yönlendirme taleplerini hassas bir şekilde takip ediyor ve değişken oranlar sayesinde virajları minimum direksiyon hareketleriyle alabiliyor. Süspansiyon ayarları sürüş stabilitesi odaklı ve konfor ikincil öneme sahip.

 

Buna rağmen E Coupe’nin konfor seviyesi gayet yüksek ama ince yanaklı ve geniş tabanlı lastikler nedeniyle asfalttaki yarıklar ve zemin bozuklukları alışılmadık derecede hissediliyor. Çok sayıdaki asistan sistem ile Mercedes, güvenlik konusundaki öncü rolünü sürdürüyor. Ancak tüm paketi satın aldığınızda maliyetler –yine tipik bir Mercedes özelliği olarak- hatırı sayılır derecede yükseliyor. E Coupe’nin “duyu organlarının” bir kısmı radar sensörleri olarak burun kısmında, bir kısmı da stereo kamera şeklinde iç aynanın önünde konumlandırılmış.

 

Kamera sistemi üç boyutlu resimler oluşturuyor ve aracın 500 m’ye kadar önünü kontrol edebiliyor. Ne yazık ki kameranın bulunduğu büyük kutu, sürücünün görüşünü, örneğin trafik ışığında yeşil ışığın yanmasını beklerken, olumsuz etkiliyor. Kamera ve radarlardan gelen bilgiler, acil durumlarda gerekli önlemleri alan bir kontrol ünitesi tarafından birlikte değerlendiriliyor. Bu sayede otomobil, örneğin önüne bir yaya geldiğinde veya bir kavşakta yandan gelen bir araçla çarpışma riski meydana geldiğinde, sürücü geç tepki verirse, otomatik olarak fren yapabiliyor. Arka kısmı kontrol eden radar ise, yakın takip eden veya çok hızlı yaklaşan bir araç varsa dörtlü flaşörleri yakarak arkadaki sürücüyü uyarıyor ve olası bir arkadan çarpma riskine karşı kemerleri geriyor. Park alanlarında ise E Coupe, sadece kendi başına park etmekle kalmıyor, park alanından kendi kendine çıkabiliyor.

 

Mesafe takip sistemi Distronic Plus ise dur-kalk trafikte artık direksiyonu da kontrol edebiliyor. Mühendisler, sürücünün bu kadar rahatlık karşısında uykusunun gelmemesi için de uğraşmışlar: Konsantrasyon asistanı. Sistem sadece iki hassasiyet seviyesine göre ayarlanabilirken, artık sürücünün ne kadar dinç olduğunu da algılayarak mola vermesi gerektiği konusunda uyarıyor. Bunun için gösterge panelinde bir kahve kupası figürü beliriyor.

 

azalt...

Teknolojide Sınır Tanımıyor: smart electric drive...

 

09 Mayıs 2013

Elektrikli motora sahip yeni jenerasyon smart fortwo ve tasarım ödüllü ebike`ı Berlin caddelerinde kullanma imkanı bulurken, Brabus tarafından geliştirilen elektrikli bir smart modelini de inceleme şansı yakaladık.

 

Petrol türevi yakıtların çevreyi kirletmelerinin yanı sıra hızla tükenmekte olduğu günümüzde alternatif yakıt arayışlarının en gözde teknolojisi hiç kuşkusuz elektrikli otomobiller.

 

Haberin devamı...

Çoğu marka elektrikle çalışan otomobiller geliştirmek için kolları sıvadı ve çok az sayıda marka bu otomobilleri satışa sunmaya başladı. Elektriğin avantajlarını farkeden otomobil üreticileri, hibrid modellerle başladıkları yolculuğa artık tamamen elektrikle çalışan ve çevre dostu modellerle devam ediyorlar. Bu modeller arasında en önemli yerlerden birisini ise hiç kuşkusuz Daimler’in sıra dışı markası smart alıyor.

 

Swatch ve Mercedes-Benz işbirliğiyle yollara çıkan smart, küçük boyutlarının sağladığı avantajıyla kısa sürede Avrupa başta olmak üzere tüm dünyada çok sevildi. Zaman zaman dört kapılı model denemeleri olsa da smart akıllarda en çok fortwo model ailesiyle kalmayı başardı. Düşük yakıt tüketimi ve farklı tasarımıyla çok farklı bir sınıf yaratan smart fortwo, mühendislerin uzun süre üzerinde çalıştığı elektrikli versiyonuyla da Avrupa’nın ilk elektrikli otomobillerinden biri olarak, önemli bir kilometre taşı oldu.

 

Sıfır emisyon değeriyle diğer tüm yakıt türlerinin pabucunu dama atan elektrikli smart, şimdi de yenilenen ve her yönüyle geliştirilen güncel versiyonuyla bayrağı bir adım ileriye taşıyor. Bu noktada elektrikli smart’ın geçirdiği evrimden bahsetmeden önce sıfır emisyon değeri kavramına değinmekte yarar var. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bu konuda bir kavram karmaşası yaşandığına inanıyorum. Elektrik üretimi için doğal olarak ortaya bir emisyon salımı çıkması bu kavram karmaşasının yolunu açıyor. Aslında bu noktada sıfır emisyon aracın hareket halindeyken çevreye saldığı karbondioksit değeri ile ölçüldüğünden sıfır emisyon tanımı son derece yerinde bir kavram. Aksi takdirde aynı durumu benzinli ve dizel yakıtlar için düşünecek olursak, bu yakıtların elde edilip, işlenmesi sırasında ortaya çıkan emisyon değerlerinin de araçların emisyon salımı değerlerine eklenmesi gerekirdi ki, bu da ortaya çok daha kötü bir tablo çıkarırdı.

 

Bu kadar emisyon dedikten sonra gelelim şimdi de asıl konumuz olan elektrikli smart fortwo modeline… Berlin’de gerçekleşen dünya lansmanında yeşille iç içe şehirde kullanma imkanı bulduğum çevreci smart electric drive ile oldukça hoş vakit geçirdiğimi ve gerçekten araçtan etkilendiğimi belirtmeden geçemeyeceğim. Son 5 yıldır süren gelişmelerin vardığı son noktayı temsil eden smart fortwo ailesinin coupe ve cabrio versiyonlarında kullanılan 55 kW gücündeki elektrik motoru sayesinde araç, 0-60 km/s hızlanmasını 4.8 saniye gibi iddialı bir sürede gerçekleştirebiliyor ve 125 km/s hıza ulaşabiliyor. 17.6 kws kapasiteli batarya sayesinde de bu iki kişilik eğlence aracı şehir içinde tam şarj ile 145 kilometre mesafe katedebiliyor. Yine diğer markalarda olduğu gibi smart’ın elektrikli versiyonlarında da isteğe bağlı olarak aracı alanlar bataryayı aylık bir ücret karşılığında kiralayabiliyorlar.

 

1 saatten kısa sürede hızlı şarj

Aracı satın almak isteyenler siparişlerinde hızlı şarj opsiyonunu da tercih edebiliyorlar. Gövdeye yerleştirilen 22 kw’lik şarj sistemi batarya tamamen boşken 1 saatten kısa sürede tamamen şarj edebiliyor. Bu sistemi kullanabilmek için özel bir şarj kablosu ve hızlı şarj istasyonları veya eve veya bir duvara yerleştiilebilen ve wallbox adı verilen bir şarj kutusu gerekiyor.

 

Bu operasyon için smart, dünyanın önde gelen teknoloji çözümleri markası SPX ve e-şarj konusunda uzman ve wallbox sisteminin tasarımcısı KEBA ile çalışıyor. Eğer müşteri ev veya duvarına bir wallbox kurmak isterse smart satış departmanı SPX ile temasa geçiyor ve SPX uzmanları bölgesel şartları test ediyor. Şartlar uygun hale getirilince KEBA devreye giriyor ve wallbox monte ediliyor.

 

Bu noktada iki farklı wallbox arasında tercih yapılabiliyor. Basic ve Connected adı verilen bu iki kutu da hızlı şarja uygun… Basic ev tipine daha uygunken, Connected ise müşterilerin internet bağlantısı ve web ağlarını kullanarak sistemi uzaktan harekete geçirmesine olanak tanıyor.

 

Bu sistem sayesinde iPad veya iPhone gibi bir cihazla aracınızla bağlantı kurabiliyor ve aracın motorunu çalıştırıp, durdurabiliyor, iç ortam sıcaklığını ayarlayabiliyor, şarj işlemini başlatıp kesebiliyor, hatta şarj sistemine aracı kilitleyebiliyorsunuz. Evet yanlış duymadınız, tüm bunları sadece tek bir dokunuşla yapabiliyorsunuz.

 

Almanya’da elektrikli smart fortwo 18 bin 190 euro, coupe versiyonu ise 22 bin eurodan satışa sunulan araç için aylık batarya kirası ise 65 euro olarak belirlenmiş. Eğer kiralamak yerine batarya ile birlikte aracı satın almak isterseniz smart fortwo coupe’nin fiyatı 23 bin 680 euro, cabrio’nun fiyatı ise 26 bin 770 euroya çıkıyor. Ülkemizde bu sistem kullanılmaya başlandığında vergilerle fiyatların biraz daha yüksek olacağı şimdiden kesin gibi…

 

azalt...

Volkswagen’in İlk Elektrikli Aracı E-Up!...

 

09 Mayıs 2013

Hızla gelişen elektrikli araç sektörüne Volkswagen’de girmeyi başardı. Portatifliği ve ekonomikliği ile dikkat çeken araç tam bir şehir arabası olacağa benziyor.

 

Güzünümüz teknolojisinde hızla gelişmekte olan elektrikli araç sektörüne biraz geç de olsa bir giriş yapabilen Volkswagen, yeni aracı E-Up! ı Frankfurt Motor Show’da tanıttı. 2009′da protatip olarak tanıtılmış olan E-Up! 2014′de tüketicilerle buluşacak.

 

Haberin devamı...

18.7 kwh lithium-ion bataryalara sahip olan E-Up! , 60 kw lık bir motora sahip. En yüksek hızı 84 mph ( 135 kmh) olan aracın 0-100 km’ye ulaşması yaklaşık olarak 14 saniyede gerçekleşiyor. Aracın dikkat çekici bir diğer özelliği ise hızlı-şarj teknolojisi. Bu özellik sayesinde kapasitesinin %80′ini 30 dakikada DC ve Ac kaynaklardan doldurabiliyor. 81 beygir gücünde motora sahip E-Up!, tam dolu batarya ile 150 km (93 mil) gidebiliyor.

 

Araç vergi sistemi yakında “emisyon” üzerinden olacağından, Türkiye’de bu ” 0 emisyon” lu Volkswagen’in yaygınlaşması pek şaşırtıcı bir olay olmayacağa benziyor.

 

azalt...

BMW i3 Yollara Çıkmak İçin Gün Sayıyor...

 

09 Mayıs 2013

2012 yılında tarihinin satış ve karlılıklar açısından en başarılı döneminine imza atan BMW Group, tamamen yeni geliştirilen model yelpazesinden oluşacak elektrikli araç markası BMW i ile de atağa kalkmaya hazırlanıyor.

 

2020′ye yönelik net bir stratejilerinin bulunmasının geleceğe güvenle bakmalarına olanak sağladığına dikkat çeken BMW AG Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Norbert Reithofer...

 

Haberin devamı...

2013 yılında “yeni premium” anlayışı ve “sürdürebilirlik” ilkesini yansıtan özellikleriyle dikkat çeken BMW i markası altında elektrikli otomobilleri seri üretime alarak yeni bir çığır açacaklarını dile getirdi. Seri üretim öncesi ilk BMW i3’ün geçtiğimiz günlerde Lepzig’deki üretim hattından indirildiğini açıklayan Dr. Norbert Reithofer, “BMW i3 kesinlikle pazara girmektedir. 2013 yılı sonlarında bu durum gerçeğe dönüşecektir. Gelecek, vizyonlarını gerçeğe dönüştürme cesaretine sahip olanların elindedir. Biz sürdürülebilir mobiliteye inanıyoruz. Birçok müşterimiz şimdiden, alışkın olmadıkları bir teknolojiye sahip, tanımadıkları bir otomobil olan BMW i3′ü satın almaya olan ilgilerini açıkça ifade ediyor” açıklamasını yaptı.

 

“Dünyanın En Beğenilen İlk 500 Şirketi” arasında ilk 15 içerisinde yer alan tek otomobil üreticisi ve tek Avrupa şirketi olduklarının altını da çizen BMW AG Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Norbert Reithofer, BMW’yi tanımlayan “Premium”un her zaman çıtayı yükseltmek anlamına geldiğine dikkat çekti. Yeni tesisler kurarken çoğu zaman eğilimlerin aksi yönünde hareket ettiklerini hatırlatan Dr. Norbert Reithofer, “1990′ların ortasında Spantanburg’daki fabrikamızı açtığımızda, ABD’li diğer otomobil üreticileri oradan ayrılmaktaydı. Çin’de, Shenyang fabrikamız 2003 yılında, orada yalnızca yaklaşık 18.000 otomobil satışı yaptığımız bir dönemde faaliyete geçti. 2012 yılında 320.000′den fazla otomobil ürettik. Bugün, bu tesisler global üretim ağımızın temel direklerini meydana getiriyor. Kısaca “Premium” olmak cesur ve konjonktür karşıtı kararlar almak anlamına da gelmektedir. Bu her zaman kolay değildir. Ancak bu tür kararlar alınmadan ve bu tür eylemlerde bulunmadan herhangi bir ilerleme gerçekleştirilmesi mümkün değildir” açıklamasını yaptı. BMW i markasıyla da elektro mobilite kavramına “Yeni Premium” anlayışıyla yaklaştıklarını ifade eden Dr. Norbert Reithofer, “Gelecek, vizyonlarını gerçeğe dönüştürme cesaretine sahip olanların elindedir. Biz sürdürülebilir mobiliteye inanıyoruz. Birçok müşterimiz şimdiden, alışkın olmadıkları bir teknolojiye sahip, tanımadıkları bir otomobil olan BMW i3′ü satın almaya olan ilgilerini açıkça ifade ediyor. Müşterilerimiz teknik bilgilerimize ve yenilikçiliğimizin gücüne güven duymaktadır. Elektrikli bir otomobille de BMW’nin “Gerçek Sürüş Keyfi”ni sağlayacağımıza güvenmektedirler” dedi.

 

BMW i3 Konsepti

 

Son olarak Cenevre Otomobil Fuarı’nda da tanıtılan BMW i3 konsepti, dört koltuğu, geniş açılan kapıları, yaklaşık 200 litrelik bagajı ve 170 HP güç üreten elektrik ünitesiyle sıfır emisyonlu mobilite sağlayan kullanışlı ve akıllı bir şehir otomobili olarak ön plana çıkıyor. İç mekanında deri, ahşap ve pamuk gibi malzemelerin kullanıldığı BMW i3 konseptinin gösterge panelinde okaliptüs ağacı, deri döşemelerinde ise kullanım ömrünü uzatan tabaklanmış zeytin yaprağı kullanımı gibi unsurlar dikkat çekiyor.

 

BMW i3 konseptinin alternatörü yüksek seviyede sürüş dinamikleri sağlayarak otomobil trafik ışıklarında bile kalkarken üstün bir çeviklik kazandırmaktadır. Elektrikli BMW i3 konsepti, 0′dan 60 km/sa hıza 4 saniyenin altında bir sürede ulaşırken, 0′dan 100 km/s hıza 8 saniyeden kısa bir sürede ulaşabiliyor. Yüksek tork seviyesi ise geniş bir motor devir aralığında kullanılarak homojen bir güç dağıtımı sağlar. Sürekli değişken vites ise gücü arka tekerleklere aktararak BMW i3 konsepti tork kesintisi olmadan 150 km/s hıza çıkarabiliyor.

 

LifeDrive mimarisi

 

BMW i modellerinin amaca yönelik temel yapısını oluşturan LifeDrive mimarisi, tek tanımlayıcı özelliktir. Bu konseptte, karbon fiber takviyeli plastik (CFRP) “Life” modülünde yolcu kabini yer alırken, “Drive” modülü tüm işlevsel çekiş işlevlerini bir araya getirir. Farklı iki yönlü ayrım otomobillerin tasarımına da yansıtılmaktadır. Modüller kısmen plastikten yan panellerle kaplanmıştır ancak açıkça ayırt edilebilmeleri mümkündür. Dışadönük yüzeyler ve belirgin hatlar ikisi arasında uyumlu bir geçiş oluşturur. BMW i dilinde “katmanlama” olarak adlandırılan, yüzeylerin bu şekilde kesişmesi ve bağlanması otomobillerin dış ve iç tasarımlarına damgasını vurur. Çarpıcı etkileşim, farklı yapıların birbirine bağlanmalarını ve LifeDrive mimarisi çerçevesi içindeki düzenlemelerini çarpıcı bir şekilde vurgular.

 

azalt...

Volkswagen e-Golf

l2015 e-Golf, 30 dakikada yola çıkmaya hazır
100 km’lik mesafeyi yalnızca 12,7 kWh elektrik tüketerek alabilen e-Golf’te menzili yüksek tutabilmek için “Eco” ve “Eco+” olmak üzere iki farklı sürüş modu ile “D1”, “D2”, “D3” ve “B” olmak üzere 4 farklı fren enerjisi geri kazanımı modu kullanıma sunuluyor.

 

Haberin devamı...

115 PS güç ve 270 Nm tork üreten motor e-Golf’ü 190 km menzile ulaştırıyor. Yüzde 80′lik bir şarj seviyesine erişmek için yalnızca 30 dakikanın yeterli olduğu modelin bütün elektrik bileşenleri, yani elektrik motoru, şanzımanı ve lithium-ion bataryası, e-up! modelinde olduğu gibi Volkswagen tarafından Almanya’da üretiliyor.

0-100 km/s hızlanma süresi 10,4 sn olarak açıklanan model, menzili yüksek tutmak amacıyla elektronik olarak sınırlandırılmış 140km/s’lik maksimum hıza sahip.

azalt...